Diziİnceleme

The Boys İnceleme

Amazon Prime Video‘nun aynı adlı çizgi romandan uyarladığı The Boys, 26 Temmuz itibariyle tüm bölümleriyle yayınlandı. Süper kahramanların çok da iyi olmadığı bir dünyada adalet arayan bir gencin hikayesini anlatan The Boys nasıl olmuş? Gelin beraber bakalım.

The Boys

Hikaye

Öncelikle dizinin hikayesinden bahsetmek gerekirse bir teknoloji mağazasında çalışan ana karakterimiz Hughie Campbell sevgilisi Robin’le yemek yemeye giderken kaldırımdan 10 cm uzakta duran Robin’in içinden The Seven adlı süper kahraman ekibinin üyelerinden olan A-Train’in geçmesi sonucu Robin ölür. Hughie bu travmatik olay sonrası A-Train’in yaptığı şey yüzünden ceza çekmesini ister ama bunun yerine A-Train’in avukatı tarafından bir gizlilik anlaşması ve 45.000 dolar teklif alır. Bu anlaşmayı düşüneceğini söyleyen Hughie’nin karşısına Billy Butcher adlı bir adam çıkar ve Hughie kendini kahramanların gizli, çirkin, sapkın ve suç dolu dünyasında bulur. Diğer tarafta küçüklüğünden beri kahraman olmak isteyen Annie January , The Seven adlı süper kahraman ekibinden birinin emekli olması sonucunda takıma alınacak yeni üye olmak için seçmelere girer. Hayalleriyle seçmenleri etkileyen Annie, The Seven adlı süper kahraman takımının yeni üyesi olur ama The Seven Karargahına adım attığı gibi tüm hayalleri alt üst olur.

Hughie ve Robin

Karakterler ve Oyuncular

Birçok süper kahramanı içerisinde barındıran The Boys, Justice League parodisi bir ekibe sahip. Bu yüzden Superman, Batman, Flash, Wonder Woman ve Aquaman gibi birçok karakterin parodisine ev sahipliği yapıyor. Bu karakterlerin güçleri ekrana gayet güzel bir şekilde aktarılmış. Seçilen oyuncular da karakterlerini gayet güzel canlandırmış. Karl Urban’ın canlandırdığı Billy Butcher karakteri aksanı ve kişiliğiyle beni kendine hayran bıraktı. Komik ve bir o kadar da sert olan karakterimizi çok sevdim. Dizinin Annie’si Erin Moriarty güzelliği etkilemekle kalmayıp karakterini favorileriniz arasına yazdırıyor. Tomer Capon’un Frenchie’si benim kişisel favorim. Yine aksanı ve komik davranışlarıyla izlerken beni çok keyiflendirdi. Jack Quaid’in de Hughie rolüyle güzel iş çıkardığını söyleyebilirim.

The Seven

Yönetmenlik

The Boys son zamanlardaki süper kahramanlık işleri içinde ilk defa yeni şeyler sunun bir işti. Dizideki karakterlerin gücü ve insanların hassaslığı çok iyi yansıtılmış. Queen Maeve’in bir arabanın önüne atladığında arabanın içinden geçmesi, A-Train’in Robin’in içinden geçerken çekilen yavaş çekim sahne ve Homelander’ın lazer attığı sahnelerdeki kamera kullanımları çok iyiydi.

Queen Maeve ve Homelander

Sonuç

The Boys içinde barındırdığı olaylarla yetişkinlere yönelik bir yapım olduğunu her defasında yüzünüze çarpıyor. Ortadan ikiye ayrılan vücutlardan tutun dizinin her noktasına karşınıza çıkan cinsel içerikli sahnelere The Boys birçok rahatsız edici sahneye sahip. Dizi toplumun en sevilen kahramanlarının bile saf iyi olmadığı, onların da hatalar yapan, kötü şeyler yaşamış ve yaşatmış birer insan olduğunu çok güzel veriyor. Genç bir kadının süper kahramanlık ve toplumdaki yerini arayışındaki zorluklar yine bir o kadar iyi verilmiş. Müziklerden bahsetmek gerekirse de dizi size herhangi bir orijinal müzik sunmuyor. Bu yüzden birkaç tane eski pop müzikle yetinmek zorunda kalıyorsunuz. Ses kullanımıysa buna göre daha iyiydi. Karakter çeşitliliği ve güzel çekilmiş süper kahraman sahneleriyle sizi kendine hemencecik bağlayan dizimiz temposunu her bölüm korumayı başarıyor. Birer saatten oluşan 8 bölümü bir oturuşta izlemeniz baya olası. Netflix’in üzerinize sürekli birbirini tekrar eden işler attığı bu dönemde The Boys’un size çok iyi geleceğini söyleyebilirim.

The Boys 2. sezonunu yorumladığımız yazımızı okumak için tıkla.

The Boys İnceleme

Yönetmenlik - 8
Hikaye - 7
Oyunculuk - 8
Orijinallik - 7
Müzik ve Ses Miksajı - 6

7.2

İzleyin

Eray

Kendi halinde bir insan evladı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu