Diziİnceleme

Good Omens İncelemesi: Kıyameti Başlatmak Tehlikeli ve Yasaktır

İlk olarak, Tanrı son derece gizemli ve dolaylı biçimlerde hareket eder. Tanrı evrenle zar atmaz; Kendisi’nin tasarladığı esrarengiz bir oyun oynamaktadır ve diğer oyuncuların bakış açısına göre muğlak ve karmaşık bir pokere benzeyen bu oyunu siz zifiri karanlık bir odada, boş kartlarla, her şeyinizi ortaya koyarak, size kuralları söylemeyen ve devamlı gülümseyen bir krupiyeyle oynamaktasınızdır.

İkinci olaraksa, Dünya terazi burcudur.

Aylardır beklemekten kitabını hatmettiğimiz Amazon dizisi Good Omens sonunda geldi! Neil Gaiman ve Terry Pratchett’ın 1990 çıkışlı fantastik romanının uyarlaması olan dizi, kitabın hayranlarına ve seyircilere şimdiye dek yapılmış aslına en sadık uyarlamalardan birinin sözünü vermişti. Yazar Neil Gaiman’ı oldukça aktif bir şekilde dizinin yapım ekibine dahil etmeleriyle bu sözlerini tuttuklarını da söyleyebiliriz. Keza Neil Gaiman 6 bölümünü de kendisinin yazdığı diziye de özgün mizahını ve kitabın sahip olduğu “Otostopçunun Galaksi Rehberi” tarzı dili aktarmayı kolayca başarmış ve ortaya izlemesi oldukça keyifli bir yapım çıkmış.

Kitabı okumayanlar için özetlemek gerekirse Good Omens, Aziraphale ve Crowley adındaki birer melek ve iblisin dünyayı kıyametten kurtarmaya çalışmalarını konu alıyor. 6000 yıllık geçmişleriyle artık birer arkadaş olmuş olan bu ikili, neredeyse tüm zamanlarını Dünya’da geçirince insanlara karşı da olağandışı bir sempati beslemeye başlıyorlar, ancak Şeytan’ın çocuğu Antichrist yani Deccal’in doğumuyla kahramanlarımız geri dönüşü olmayan bir yola girmiş oluyorlar. Çocuğun doğumundan tam 11 sene sonra, bebeklerin doğumda karıştığını öğreniyorlar ve kıyameti engellemek için çok geç kaldıklarını anlıyorlar. Büyümesiyle birlikte artık güçlerinin farkına varmaya başlayan Deccal çocuk Adam, Agnes Nutter’ın Kehanetleri kitabının yazarı cadı Agnes’in soyundan gelen Anathema’yla tanışınca bu kehanetlerden haberdar oluyor. Bu sırada Agnes Nutter’ı kazığa bağlayarak yakan cadı avcısı -Zinaya Teşebbüs Etmeyeceksin Pulsifer- ‘ın soyundan gelen Newt Pulsifer ise Anathema’yı arıyor. Ekibin kıyameti engellemek için bir araya gelmesiyle olaylar doruk noktasına ve aynı zamanda çözüme ulaşıyor.

Melek Aziraphale ve İblis Crowley rolünde Michael Sheen ve David Tennant’ın seyirciyi keyiften dört köşe ettiği dizinin oyuncu kadrosunun tamamı oldukça başarılı aslında. Mad Men’den tanıdığımız Jon Hamm Melek Gabriel rolünde yine karizmasını konuşturuyor; Nick Offerman ise dizide kısa süre görünmesine rağmen Büyükelçi rolüne tam oturuyor. İngiliz gençlik dizisi Fresh Meat’ten tanıdığımız komedyen Jack Whitehall ve cadı Anathema Device rolündeki Adria Arjona’nın çift olarak uyumları da oldukça başarılı. “Herhangi bir İngiliz dizisinde oynamazsa ölecek.” hastalığına yakalanan Mark Gatiss’i kadroda gördüğümüze ise elbette şaşırmıyoruz. Deccal çocuğumuz Adam’ın annesini ise keşke hiç tanık olmasaydık dediğimiz Sherlock 4. sezondaki Eurus Holmes karakterine hayat veren Sian Brooke oynuyor. Dizinin seslendirme kadrosu da oyuncuları kadar güçlü: Hikayenin aynı zamanda anlatıcılığını yapan Tanrı’nın kendisini oldukça başarılı bir kadın oyuncu olan Frances Louise McDormand seslendirirken Deccal’in öz babası Şeytan’ı Benedict Cumberbatch seslendiriyor. (“Sherlock çekin lan!!1!!” tayfa geldiyse devam edelim.)

Good Omens Crowley’nin hayranı olduğu efsane Queen’in şarkılarını pek çok sahnede kullanıp tempoyu yükseltirken, yine BBC Sherlock’un müziklerinden aşina olduğumuz David Arnold’ın diziye özel hazırladığı soundtrackler de duyguyu kuvvetlendiriyor. Görsel efektleri bana göre bir tık daha başarılı olabilecek diziyle ilgili de tek maruzatım, kendi adıma Queen şarkılarının sahnelerde çok çabuk kesildiğini düşünmem. Özellikle Bentley’siyle hava üssüne varan Crowley’yi tam da Bohemian Rhapsody eşliğinde salına salına yürürken göreceğiz derken arabadan inince müziğin ön plandan alınıp teybe verilmesi baya üzdü, yalan yok. (Allah başka dert vermesin…)

Bunun dışında diziyle kitap arasındaki temel fark Crowley ile Aziraphale arasındaki ilişkinin yoğunluğuydu elbette. Dizi ikilinin tarihini biraz daha deşme yoluna giderken, kitapta bunlar biraz daha yüzeysel anlatılıp geçiliyor. Ayrıca muhtemel ki Gaiman ve Pratchett kitap piyasaya çıkmadan önce Aziraphale ile Crowley’yi romantik olarak destekleyen “shipper”ların çokluğunu öngörememişler ancak hali hazırda durumdan haberdar olan Gaiman diziye bu konuda da bazı dokunuşlar yapmış gibi. Peki kötü mü olmuş? Asla. Ben Crowley’nin kitaptaki gibi iyi tarafı baskın olan ve bunu söylemekten, buna göre davranmaktan çekinmeyen yumuşak başlı iblis tipinden biraz daha uzak işlenmesine ve dizideki Crowley’nin “aslında kötü olduğunu” çok kere tekrarlamasına biraz yabancı hissettim; ama Aziraphale ile aralarında kurulan hassas “arkadaşlık”, bu hissi biraz olsun telafi etti, çünkü söz konusu Aziraphale olduğunda Crowley yine bildiğimiz Crowley idi. Gabriel karakterinin ise kitapta olduğu gibi yalnızca bir figüran olmaktan çıkarılması oldukça isabetli bir karar olmuş zira Jon Hamm’in neredeyse her sahnesi seyirciye dolu dolu komedi vadediyor. Cast dışında elbette kostüm ekibine ise ayrıca koca bir teşekkür etmek gerek.

Kral yargı dağıtıyor

İyilik ve kötülük kavramlarını ve neleri kapsayabileceklerini, Tanrı’nın büyük planını ve bizzat Tanrı kavramını eğlenceli bir dille eleştiren ve seyirciyi üzerinde düşünülmesi gereken noktalarla karşı karşıya bırakan Good Omens’ın 6 bölüm olacağı baştan zaten söylenmişti ancak seyircinin de yüksek ilgisini çekmesiyle, hikayenin zaten bir kitaptan alınmış olduğunu bilmeyenler şimdiden 2. sezonun derdine düşmüş durumda. Öyle ki güzide dizi sitelerimizin bile çoğu final bölümünü “sezon finali” olarak girmişler bile. Hikayeyi orijinalinde var olmayan bir biçimde genişletmenin kitabın sadık hayranlarının olası tepkileri sebebiyle fazla riskli olması bir yana, zaten Good Omens dizisi esasen 2015 yılında yaşamını yitiren diğer yazarı Terry Pratchett’ın anısına yapılmış bir iş. Bu durumda Neil Gaiman’ın iki kişiye ait bir hikayeye reyting için ekleme yapması ihtimali neredeyse eksilerde. Good Omens bu 6 bölümle anlatmak istediğini açık açık ve uzatmadan anlatıyor, hikayeyi de orijinalinin yaptığı gibi olması gerektiği gibi sonlandırıyor. İyi oyunculuklarla bezenmiş, Doctor Who göndermeleriyle gönlümüzü fetheden, David Tennant ve Michael Sheen’in filmografilerine altın harflerle işledikleri bu tatlı hikayeye 6 bölümde doymak zor olsa da fazlasını istemek de bir o kadar manasız. Neticede bazı şeyler tadında bırakılınca güzel.

Terry Pratchett’e sevgilerle…

Good Omens İncelemesi

Yönetmenlik - 8
Oyunculuk - 9
Hikaye - 8
Müzik - 7
Anlatı - 8

8

Harika

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu