BelgeselOyun

High Score Oyun Tarihinin Tanrıları

Netflix‘in yeni oyun belgeseli High Score, oyun tarihini ve onun arkasındaki isimleri hoş bir şekilde yeniden gün yüzüne çıkarıyor. Bakalım o isimler arasında kimler var, ne gibi entrikalar dönmüş ve her girişim bir başarı hikayesi mi?

Space Invaders

Tomohiro Nishikado tarafından geliştirilen ve 1978 yılında yayımlanan Space Invaders inanılmaz bir oyun. Nishikado oyunu tasarlarken ünlü bilim kurgu yazarı H.G Wells’in Dünyalar Savaşı kitabından çok etkilenmiş. Kitaptaki uzaylıları çocukken ahtapotlara benzettiği içinse oyundaki uzaylıları elinden geldiğince ahtapotlara benzetmeye çalışmış. Oyuncunun kontrol edeceği şeyi ise bir dönem uzun uzun düşünmüş fakat iyi bir seçim bulamayınca o dönem popüler olan Star Wars yüzünden robotları eklemeyi doğru bir karar olarak almış. Oyun çıktığında Japonyada ve dünyada inanılmaz sevilmiş ve Japonyada 100 yen krizine yol açmış. Piyasadaki bütün 100 yenler “atari” salonlarına akmış ve devirdaim sırasında büyük sıkıntılara yol açmış. Amerikada ise bu daha ekonomik bir hal almış, Space Invanders’in popülerliği ardından oyun endüstrisi iki yıl içerisinde %20.000 büyüyerek AVM oyun merkezlerine kadar ilerliyor. Ayrıca 1980 yılında Atari tarafından tarihin ilk oyun turnuvası olan Space Invaders Şampiyonası düzenleniyor.

High Score / Space Invaders

High Score ve Flow

Peki bu oyunun dünya genelinde bu kadar sevilmesinin nedeni neydi diye soracak olursak karşımıza iki etmen çıkıyor. High Score ve Flow. High Score özelliğini ilk defa kullanan oyun olma özelliğini barındıran Space Invaders her ne kadar basit bir oyun olsa da insanların birbirleriyle yarışmasını ve uzun yıllar adından söz ettirmesini bu özelliğine borçlu. Flow’a gelecek olursak, Flow daha çok atletlerde ve müzisyenlerde görülen bir psikolojik etmene verilen ad. Bu psikolojik etmen ise; zorluğu pratiklik ile yenmeye başladığında o işi artık beynini çok meşgul etmeyecek şekilde kendiliğinden, bir akış içerisinde gerçekleştirmeye deniyor.

Pac-Man

Toru Iwatani japon oyun (atari salonu) mekanlarının erkeklerle dolu pis kokan ve dar alanlara sahip yerler olarak tanımlıyor ve kadınların buralarde kendilerine yer edinememelerini dert ediyor. Bu yüzden kendini kadınlar ne oynamak ister konulu bir araştırmaya atıyor. Çeşitli yerlerde günlerce gözlem yapıyor insanlara sorular soruyor. Çılgın fikir araşıyları içerisinde pizza yerken bir dilim aldıktan sonra oluşan şekile bakıp dünyanın en çok satan oyunu titrine sahip Pac-Man’i yapmaya başlıyor.

High Score / Pac-Man

Oldukça basit ve sevimli bir tasarıma sahip kurabiye ve hayalet avcımızın neredeyse sarı bir yuvarlak olmasının ana sebebi ise amerikan halkının ilgisini çekmek. Karmaşık tasarımları kavrayaman halkın oyunu sevmeyeceği düşüncesiyle göz bile eklenmeyen karakterimiz dünya genelinde daha çok kadınların en çok oynadığı oyun olarak anılıyor ve Iwatani’nin hayalini gerçekleştiriyor, salonlar kadın oyuncularda dolup taşıyor.

Dünyanın En Kötü Oyunu E.T

Oyunun hikayesine girmeden önce bir devrin ilahi oyun konsolu Atari 2600den bahsetmek istiyorum. Atari 2600 kasetle çalışan ve ps3’e kadar dünyanın en çok satan konsoluydu. Bu dönemden önce bir konsol aldığınızda aslında konsolu değil oyunu alıyordunuz yani pac-man oynamak için pac-man konsolu alıyordunuz ve sadece onu oynayabiliyordunuz. Channel F isimli pekte duyulmuş olmayan konsol markası ilk defa kasetli oyun konsolu geliştirince sektörün ileri gelenleri bunu kopyaladı ve Channel F’in çıkışının önünü keserek Atari 2600’ün yükselişini sağladı.

Atari için 1982 yılında Howard Scott Warshaw tarafından tasarlanmış olan E.T ise her ne kadar kaset devrimine denk gelmiş olsa da asla satamamış. O dönemde normal bir oyun 6 ile 8 ay arasında geliştirilirken E.T’nin Noel’e yetişmesi için Howard’a sadece 5 hafta süre verilmiş. Ayrıca 36 saat içinde ise dönemin en büyük yönetmeni Spielberg’e sunum yapması gerekmiş. Spielberg daha çok bir Pac-Man klonu üzerinde çalışmasını istemesine rağmen 5 haftada bir oyunu zar zor yapabilecek olan Howard, Pac-Man’i duyunca reddetmiş ve kafasındaki proje için gece gündüz çalışmış. Yaklaşık 4-5 Milyon kopya üretilen oyun ne eleştirmenler ne de çocuklar tarafından sevilmiş ve günümüze kadar “Dünyanın En Kötü Oyunu” titri ile gelebilmiş. Hala amerikada yapılan bazı kazılarda metrelerce derinlere gömülü şekilde binlerce E.T. kaseti bulunmakta.

High Score / Kazı sırasında gün yüzüne çıkan E.T.

Dünyanın İlk Oyun Modu

Skyrim Modları ile dünyanın her yerine ulaşmadan önce Missile Command vardı. 1976’da MIT’de makine mühendisliği, iktisat ve mimarlık okuyan Doug Macrae okul ücretini çıkarmak için kaldığı yurda pinball (ülkemizde tilt olarakta bilinir) makinesi almasıyla başlıyor serüven. Öğrencilerin ilgisini çekince ve hatrısayılır bir getirisi olunca Macrae bunu bir işe dönüştürmeye başlıyor. Aldığı ikinci oyun Missile Command (arcade makinası şeklinde hala oyunlar) MIT öğrencileri tarafından çok seviliyor çünkü oyunun mantığı şehirlere gelmekte olan füzeleri vurmak. O dönem halen soğuk savaş’ın izleri durduğundan insanların ilgisini çekmiş olmalı. Ama oyunun basitliği yüzünden MIT öğrencileri bu oyundan çabucak sıkıldı. Burada Doug’un arkadaşı Steve Golson devreye giriyor ve oyunun kartına ek bir geliştirme kiti geliştirerek oyundaki füzelerin daha hızlı hareket etmesini ve yeni tip düşmanlar eklemeyi başarıyor. Birkaç ay gibi kısa bir sürede çeyrek milyon kazanan ikili son sınıfta okulu bırakıp bu işi yapmaya başlıyorlar.

High Score / Missile Command

Ms. Pac-Man ve Dava Süreci

Şirketleşmeye giden ikilinin sonraki hedefi tarihin en çok satan oyununa mod çıkarmak oluyor ama bunu yapmadan önce önlerine epey korkutucu bir engel çıkıyor. Atari firması Missile Command için 15 Milyon Dolarlık bir dava açıyor ve bizim ikilinin morallerini baya bir bozuyor. Karşılıklı bir pazarlık sonucu Atari eğer davayı kaybederse bu olayın diğer firmalar için emsal oluşturabileceği korkusuyla iki şart ile anlaşmaya gidiyor. İlki bunlardan kendisine bir oyun yapmaları, ikincisi ise diğer modlar için kendilerine danışmaları oluyor. Bir kere ağızları yanan ikili Pac-Man için oyunun amerika üretimini gerçekleştiren firmadan izin istiyor ve tarihin ilk oyun Femme fatal karakteri olan Ms. Pac-Man doğmuş oluyor.

High Score / Ms. Pac-Man

Nintendo

High Score bu sefer gözlerini asya pazarının devi Nintendoya çeviriyor. Nintendo’nun macerası 1889 yılında Fusajiro Yamauchi adındaki bir adamın Hanafuda isimli japon oyun kartları üretip satmasıyla başlıyor. Zaman içerisinde modernizme ayak uydurmak için oyuncaklar, karnaval oyunları ve arcade makinalar üretmesiyle gerçek oyun macerası ise başlıyor. Japonya’da popüler olan firma Amerikaya açılmak için Hirokazu Tanaka’dan yardım istiyor. Shigeru Miyamoto’nun geliştirdiği, seslerini Hirokazu Tanaka’nın yaptığı Space Invaders klonu olan Radar Scope amerika yollarına düşüyor fakat depolarda tozlanmaktan başka bir şey yapamıyor. Nintendo yönetimi donanımı değiştirmeden yeni bir oyun yapmalarını istiyor böylece yeni bir üretim yapmadan eski makineleri elden çıkarabilecekler. İkilinin uzun uğraşlarından sonra Nintendonun en ünlü markalarından biri olan Donkey Kong ortaya çıkıyor.

High Score / NES ve Famicon

Acayip ünlenen firma Donkey Kong ile 280 Milyon Dolar kazandı. Maskotları mısır gevreklerinden reklamlara oradan da kendi televizyon dizisine kavuştu. 1983’te Atari’nin batışa geçmesini fırsat bilen Nintendo kendi kaset mantığına dayalı ev konsolu Famicon’u çıkardı (Amerika’da adı NES oldu). Beyaz ve kırmızı renklerinden oluşan harika gözüken konsol amerikaya gri ve ölü renklerle geldi. Çoklu oyuncu mantığıyla yola çıkmalarıyla konsol oyunculuğu amerika için yeniden canlandı. Bizim için bu çok önemli çünkü bize aslında atari olarak gelen klon konsollar özünde NES yani famicondu. Wii çıkışına kadar resmi bir şekilde ülkemize hizmet vermeyen firma klon konsollarla aslında bizde de yer etmeyi başarmıştı.

Oyun Danışmanları ve Kirby

Neredeyse her eve giren Nintendo yeni bir pazarlama stratejisi geliştirdi ve Oyun Danışmanlarını oluşturdu. Bu danışmanlar çıkan oyunları oynayıp evlerinde oyunda takılan çocuklara oyunu daha kolay bitirmelerini sağlamaya çalışacaktı. Böylece Nintendo daha çok oyun satacaktı. Fakat bu danışmanlar geliştiricilerden bir ipucu almadığı gibi oyunlarada erken erişemiyorlardı. Bu yüzden oyun çıkar çıkmaz saatlerce oynayıp harita çizecek ve kısa yolları ezberlemeleri gerekecekti. Buna bir çözüm arayan Nintendo Amerika yetkilileri çözümü Japonyada buldu.

High Score / Kirby

Yazılı basını güçlü olan Japonya yıllardır oyun dergisi olarak büyük bir kaynağa sahipti. Bunu kendilerine uyarlamaya çalışan Nintendo Amerika, Nintendo Power adında bir dergi çıkardı ve yine bir başarıya imza attı. Ama öte yandan bir dava ile karşı karşıyaydılar. Donkey Kong’un King Kong ile benzerliğini gören Universal Stüdyoları firmayı dava etmişti. Nintendo Amerika avukatı John Kirby ise temsil ettiği firmanın aksine soğuk, ketum ve zerra kadar oyunlardan anlamayan birisiydi. Bu yüzden derin araştırmalar yapmaya başladı ve sonunda mahkemede haklı çıkarak Nintendoyu büyük bir mali krizden kurtardı. Kendi yöntemlerince şükranda bulunan Nintendo, John’un aksine sevimli ve sevecen yeni maskotlarına Kirby adını verdiler.

1 2 3 4Sonraki sayfa

hypnotoad

Boş yapmayı ve çılgın göğüslü anime kızlarını severim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu