Diziİnceleme

Chilling Adventures of Sabrina 2. kısım incelemesi: Cehennemin dibine gidiyoruz!

Dikkat: Bu yazı içerisine Karanlıklar Lordu tarafından çeşit çeşit spoiler yerleştirilmiştir. Gerekli önlemler alınmadan okunması durumunda popgek sorumluluk almamaktadır.

2018 yapımı Netflix dizisi Chilling Adventures of Sabrina’nın ikinci sezonu yayınlanalı henüz yalnızca birkaç gün oldu ancak biz su gibi akan bu 9 bölümü çoktan izleyip bitirdik bile. Genel olarak söyleyebileceğim ilk şey, ikinci sezonun ilk sezona göre çok daha sürükleyici ve ters köşelerle dolu olduğu. Yarı ölümlü – yarı cadı karakterimiz Sabrina’nın taraf seçme ve Şeytan’ın defterine adını yazdırmaktan kurtulma çabalarıyla geçen ilk sezonuyla iyi bir başlangıç yapan dizinin, seyirciye çok daha karanlık ve karmaşık bir hikaye vadettiği zaten belliydi. Yeni sezonunu bu kadar heyecanla beklememizin sebeplerinden biri de buydu. İşte Part 2 bize tam olarak bunu verdi.

Ölümlü arkadaşlarıyla birlikte gittiği Baxter High yerine artık Akademi’ye tam zamanlı olarak devam etmeye karar veren bir Sabrina ile açılan 2. sezonun ilk bölümlerinin odak noktası, Karanlıklar Lordu’nun kendisine olan bağlılığını kanıtlaması için Sabrina’dan yapmasını isteyeceği bir görev oldu. Doğruyu söylemek gerekirse ilk bölüm itibariyle bu sezonun ana hikayesi bu olacak gibi duruyordu lakin dizi seyirciyi şaşırtmayı tercih ederek sezon içerisine birden fazla ana hikaye potansiyeline sahip hikaye sığdırmayı başardı. Cadı ve büyücü topluluğu içindeki cinsiyet eşitsizliğini Sabrina’nın “top boy” denen okul başkanlığı seçimine adaylığını koymasıyla gayet başarılı işleyen dizi, bu sezonuyla topluluktaki problemlerin aslında ilk sezonda gördüğümüzden çok daha sistematik ve köklü olduğunu gösterdi. Başkanlık için geçmesi gereken sınavlara hazırlanan Sabrina, bir yandan da kendisine saldırmak için peşinden gönderilen üç adet iblisle başa çıkmak zorunda kalınca, başkanlık yarışındaki rakibi, Akademi’nin “kötü” çocuğu Nick’ten yardım aldı ve iblisleri peşine onun gönderdiğini düşündüğü Blackwood ile yüzleşti. Tabi bu yüzleşme Father Blackwood’un hoşuna gitmeyince, hem Nick hem de Sabrina başkanlık yarışından defedilmiş oldular ve bizzat Blackwood’un atamasıyla kuzen Ambrose Spellman “top boy” seçildi. Tüm bu gelişmeler Nick ve Sabrina’yı birbirine yaklaştırırken, seyircinin de Nick karakterini iyiden iyiye sevmeye başlamasını sağladı.

Tüm bunların yanında, tahmin ettiğimiz üzere Karanlıklar Lordu Madam Satan yani Lilith’e Sabrina’nın planın çok daha büyük bir parçası olduğunu ve genç melez için çok daha ilginç hedefleri olduğunu açıkladı. Kendisine verilen Sabrina’yı koruma görevinin ardından Karanlıklar Lordu Lucifer Morningstar’ın yanındaki tahta oturacağını düşünen Lilith bu sebeple hayal kırıklığına uğradı ancak elbette kolay pes etmeyecekti. İstediğini elde etmek  amacıyla Lucifer’a bir teklifte bulundu: Lilith’in iddiasına göre Sabrina halen aydınlık tarafa daha yakındı ve Karanlıklar Lordu’nun kraliçesi olmaya muktedir değildi. Eğer kendisi haklı çıkarsa bundan sonra Karanlıklar Lordu’nun her emrini sorgulamadan yerine getirecek, tam tersi durumdaysa hak ettiği gibi kendisinin kraliçesi olacaktı. Lucifer’ın teklifi kabul etmesiyle Lilith, Sabrina’yı iyi tarafa çekme çalışmalarına başladı. Ancak Karanlıklar Lordu’nun Sabrina’yı her geçen gün farklı biçimlerde manipüle etmesi ve en son çare olarak Salem’ı öldürmekle tehdit etmesiyle Sabrina, Karanlıklar Lordu’nun istediği gibi, yeniden yarı zamanlı olarak geri döndüğü okulu Baxter High’ı içinde kimse olmamak şartıyla yakmayı kabul etti. Karanlıklar Lordu son anda sınavı geçtiğini söyleyerek okulu yakmasına engel olsa da böylece Sabrina, defteri imzalamasından sonra Şeytan’a ikinci kez boyun eğmiş oldu. Bu boyun eğiş, Sabrina’nın vücudundaki Şeytan pençesi izini yok etse de, iz Dorian Gray’in de söylediği gibi çoktan ruhuna işlemişti bile. (Dizide baya baya Dorian Gray var ya, mis!)

Cadı ve büyücülerin Sevgililer Günü’ne karşılık gelen festivalleri Lupercalia, bize Nick karakterinin ailesi ve geçmişi hakkında biraz olsun bilgi verirken, aynı zamanda Nick’in ailesinden geriye kalan tek yaratık Amalia’nın da ölümüne şahit olduk. Bedenini bir konak olarak kullandığı lise öğretmeni Mary Wardwell’in geçmişinden gelen Adam ile ilgilenmek ise Lilith’e düştü. Adam’ın ilgisinden hoşnut kalan Lilith, bu sayede insancıllaşmaya biraz daha yaklaşmış oldu.

Sezonun dördüncü bölümü ise karakterlerimize tarot falı bakarak gelecekleri hakkında uyarılarda bulunan gizemli bir yaşlı kadın ile geçti. Sabrina’nın Nick’e olan güvenini sorguladığı, Theo ve Roz’un kendilerine sabırlı olmalarının öğütlendiği, Father Blackwood’la evlilik hazırlıkları içerisindeki Zelda’nın geçen sezon sakladığı bebek Leticia’nın Dezmelda tarafından yendiği, Ambrose’un gizli Yehuda Cemiyeti’ne dahil olduğu ve bu uğurda Father Blackwood’un isteğiyle Spellman’ları katlettiği ürkütücü gelecek senaryolarıyla dolu “Doktor Cerberus’un Korku Evi” bölümü, karakterlerin bilinç altında neler olduğunu görmemiz ve onlara biraz daha derinden bakabilmemizi sağlasa da, ne yazık ki sıkıcı bir bölüm olmaktan pek de ileri gidemedi. Son sahnede ise Ambrose’un gelecek görüsünün gerçeğe dönmesi ve Father Blackwood tarafından sahiden de Yehuda Cemiyeti’ne katılmasının istenmesi ise seyirciyi bir sonraki bölüm için oldukça heyecanlandıran bir bölüm sonu oldu.

 Bu sırada sezon başından beri Sabrina tarafından sürekli dile getirilen Edward Spellman doktrinlerinin neler olduğunu sonunda öğrenebildik. Cadılık ve büyücülük güçlerinin birer hediye olduğunu ve istenildiği gibi kullanılabileceğini, ölümlüler ile ölümsüzlerin aşık olup evlenebileceklerini söyleyen Edward Spellman’ın aslında Gecenin Kilisesi’ne reform getirmeye çalıştığı ortaya çıktı. Anne ve babasının uçaklarının kasıtlı olarak düşürüldüğünü ve sahip oldukları fikirler yüzünden öldürüldüklerini düşünen Sabrina ise Akademi’yi ziyaret edecek olan Anti-Papa’ya bu doktrini Father Blackwood’un kadın düşmanı ve gerici doktrinine alternatif olarak sunmak ve böylece ailesinin boşa ölmemiş olmasını sağlamak istedi. Tam da Anti-Papa Sabrina’nın kendisine sunduğu fikirleri de okuyup değerlendirmeyi kabul etmişti ki, Ambrose kanlı elleri ve hançeriyle Anti-Papa’nın cesedinin başında bulundu. Artık Ambrose Father Blackwood başta olmak üzere herkesin gözünde bir hain ve katildi; ve giyotinle idam edilmeyi hak etmişti. Tüm yaşananlara rağmen düğünü ertelemeyen Father Blackwood, bunu durdurmaya çalışan Nick ve Sabrina’yı okuldan attı ve Akademi böylece tamamen Prudence ve Yehuda Cemiyeti’nin kontrolüne geçmiş oldu. Father Blackwood ve Zelda balayındayken Ambrose ise ceza olarak cadı hücresine atıldı.

Ortaya bir de esasen birer melek olan cadı avcılarının çıkmasıyla iyice kızışan olaylar, Father Blackwood ve Zelda’nın yokluğunda içinden çıkılmaz bir hal aldı. Karanlıklar Lordu’nun Lilith’in sadece kendisine hizmet etmesini istediği için Adam’ı öldürmesi Lilith’i bambaşka bir yola sürüklerken, Hilda ile Sabrina’nın cinayet konusunda konseyi ikna çabaları son sürat devam etti. Ambrose’un kendisine kemikten bir anahtar yaparak hücresinden kaçmasına yardım eden Hilda’nın planı tam başarılı olmuştu ki, Ambrose kaçamadan Akademi cadı avcılarının saldırısına uğradı. Ayrı yerlerde saldırıya uğrayan Sabrina ve Nick, Akademi öğrencilerini kurtarmak için yeniden işbirliğine girişti. Seyirci Sabrina’yı şeytani bir güç tarafından ele geçirilmiş şekilde görürken, Sabrina’nın bu şeytani formu ise Karanlık Lord’un kılıcı olduğunu açıkladı. Melekler tarafından oklarla vurulup öldüğü halde yeniden hayata dönen Sabrina’nın artık ölüleri diriltmek ve yaralıları iyileştirmek gibi cadı ötesi güçleri vardı. Büyü yapmasını engellemek amacıyla başına takılan çalı ve dikenlerden yapılmış taç ile yere yığılan Sabrina, kolları iki yana açık biçimde yatarken aynı zamanda bir Anti-İsa figürü de çizmiş oldu. Benzer biçimde çarmıha gerilen ve Tanrı’nın elçisi olan İsa’nın mucizelerini gerçekleştirmeye başlayan Sabrina, böylece Şeytan’ın ve cehennemin elçisi olmuş oldu.

Zelda, Father Blackwood’un balayında kendisine yaptığı büyünün etkisindeyken, Harvey ise sorularına cevap bulma ümidiyle ilk sezonda da hikayenin bir parçası olan madenlere indi. Sabrina Anti-Papa cinayetini Father Blackwood tarafından Ambrose’a hediye edilen Leviathan’ın işlediğini anlasa da, etrafındakileri buna inandırması kolay değildi. Konsey Akademi öğrencilerine ettikleri yardım sebebiyle Nick ve Sabrina’yı okula geri kabul ederken, Ambrose’un idamına engel olmak isteyen Hilda ve Sabrina’yı dinleyerek Leviathan’ı bulmaları için yirmi dört saat süre tanıdılar. Sonunda bulunan Leviathan, büyü etkisindeki Zelda tarafından öğütücüde parçalanarak ortadan kaldırıldı; neyse ki bu olay, Zelda’nın üzerindeki büyünün kalkmasına sebep oldu da rahat bir nefes alabildik. İdam sırasında Hilda’nın yaptığı voodoo büyüsü sayesinde giyotinin Ambrose’un değil celladının kellesini uçurmasının ardından Sabrina, güçlerini kullanarak Karanlıklar Lordu’nun bir yansımasını yarattı ve bu yansımanın verdiği emirle Ambrose idam edilmekten kurtuldu. Kutlama amacıyla Sabrina ölümlü ve ölümsüz arkadaşlarını bir araya getirdiği bir parti planladı. Sabrina babasının izinden gitme hedefiyle herkese güçlerini açıklamaya hazırken, Harvey’nin madenin 13. Tünelinde bulduğu bir çizim her şeyi tepe taklak etti.

Bir kehanete ait olduğu anlaşılan bu çizim, Sabrina’nın Akademi’deki öğrencileri meleklerden korurken büründüğü şeytani formu yansıtıyordu. Böylece Sabrina da Karanlıklar Lordu’nun planındaki yerini anlamış oldu. Beklemediği biçimde ısındığı ölümlü Adam’ın Lucifer tarafından katledilmesi Lilith’i derinden sarstı ve kendi kaburgasından yarattığı ve Sabrina’yı öldürmekle görevlendirdiği yaratığa Adam adını verdi. Böylece orijinal hikayedeki kadının erkeğin kaburgasından yaratılması meselesi tersine çevrilmiş oldu. İşte detaycı hikayecilik!

Yaratık Adam’ın saldırısına uğrayan Sabrina’yı yiğit büyücümüz Nick kurtardı. İkili başlarına gelenleri ve kehaneti sorgularken, Kitapların Kitabı yardımıyla Sabrina’nın bugüne kadar gerçekleştirdiği mucizelerle adım adım kehaneti gerçekleştirmeye doğru yol aldığını anladılar. Karanlıklar Lordu bu kehaneti yerine getirerek Sabrina’nın cehennemin kapılarını açmasını sağlayacak ve hem insan hem de cadı ırkını köleleştirerek cehennem ordularıyla her şeye hükmedecekti. Bunları da elbette kendi beden ve görüntüsüne dönerek yapacaktı. Gerçekleştirdiği tüm mucizeleri kulağına fısıldayanın öğretmeni Mary Wardwell olduğunu fark eden Sabrina, böylece iki sezon sonunda Lilith’in gerçek kimliğini de öğrenmiş oldu. Lilith’le yüzleştikten sonra son mucizeyi gerçekleştirmekten kaçınmanın kıyameti önleyecek tek şey olduğunu düşünen Sabrina, güçlerinden arınmanın tek yolunun kendisinin bir klonunu yaratıp onu öldürmek olduğuna karar verdi. Kötü klonumuz ortalığı karıştırmaya devam etse de sonunda Sabrina tarafından düelloda öldürüldü ve yarı cadı – yarı ölümlü kızımız Sabrina dümdüz ölümlü olmuş oldu! (Bence şimdi sen de herkes gibisin…)

Lucifer’ı ilk kez kendi suretinde gördüğümüz bol twistli sezon finalinde, kendisinden Cebrail’in Borusu’nu üflemesi istenen Sabrina, Karanlıklar Lordu’nu alt edip kraliçesi olmaktan kurtulmak için elinden gelen her şeyi yaptı. Lilith’in de iş birliğiyle Lucifer’ı kapana kıstırmayı planlayan ekibimiz, ilk seferinde başarısız oldu. Bu sırada Sabrina, babasının Edward Spellman değil annesini çocuk sahibi olma bahanesiyle kandıran Lucifer olduğunu öğrendi. (Pembe dizi alert!) Böylece baba – oğul – kutsal ruh üçlüsü kökünden yıkılarak, karşısında tam zıt bir birlik buldu. Bizzat şeytanın kendisinin kızı, cehennemin elçisi Sabrina Morningstar! Hristiyan kültürüne güçlü atıflarda bulunan sezon karanlık bir sona doğru ilerlerken, Sabrina’nın misyoner melekler tarafından vurulduğu ok sayısının bile İsa’yı çarmıha geren çivi sayısına eşit olması gibi detaylar Anti-İsa hikayesini daha da güzelleştiriyor.

Roz’un görü yeteneğini kullanarak çizdikleri mühürlerle cehennemin kapılarının açılmasını engelleyen Harvey, Roz ve yeni ismiyle Theo, sezon boyunca Sabrina’ya trip atmaktan öte bir misyon üstlenerek günün kurtarılmasında büyük rol oynadılar. Bu sırada Sabrina, Lucifer’ın düzenleyeceği taç takma törenine bir maskeli balo eklentisi yaparak ilk sezonda iblis hapsetmek için kullandığı babasına ait kübü kullanarak ekibin yardımıyla Lucifer’ı hapsettiğini zannetti. Tam her şey bitti derken Lucifer elbette küpten dışarı rahatça çıktı. En güçlü zindanın başka bir beden olduğunu düşünmeleriyle birlikte Sabrina’ya başta yalnızca Karanlıklar Lordu’nun emriyle yaklaştığı ortaya çıkan Nick, sevgisini kanıtlamak için bedenini kullanmayı göze aldı ve Lucifer böylece Nick’in bedenine hapsedilmiş ve büyüyle uyutulmuş oldu. Kendi bedeninden ayrıldığı için güçsüz düşen Lucifer, artık hak ettiği tacı takmış olan Cehennem Kraliçesi Lilith’in kollarında cehenneme götürüldü. Elbette ki Nick’in bedeni de! Lilith, gitmeden Sabrina’ya iki hediye vereceğini söyleyerek güçlerini ona geri verdi ve alevlerin arasından yürüyerek gözden kayboldu. “Şimdi hem gücüne hem özgürlüğüne sahipsin. Bir daha asla ikisinden de vazgeçme.”

Prudence’ın sonunda Father Blackwood tarafından kullanıldığını anlaması ve onu öldürme yemini etmesiyle Gecenin Kilisesi’nin başpapazı kendisine çok güçlü bir başka düşman edinmiş oldu. Sonda Ambrose ile birlikte Akademi’den ayrılırken gördüğümüz Prudence, afili bir hareketle Blackwood’un heykelinin kafasını uçurmayı da ihmal etmedi. Zelda, Gecenin Kilisesi’nin sona ermesiyle beraber, “Belki de artık Lilith’in Kilisesi’yizdir.” dediği yeni kiliseye Başpapaz oldu. Böylece sezon başında basit bir okul başkanlığı yarışıyla başlayan patriyarkayı yıkma mücadelesi, çok göze sokmadan harika bir biçimde sonlandırılmış oldu: Karanlıklar Lordu’nun düşüşüyle cehennemin kraliçesi olan Lilith ve yine Karanlıklar Lordu kadar manipülatif bir karakter olan Father Blackwood yerine başpapaz olan Zelda Spellman… Hem de yine sezon başında “Kadınlar asla başpapazlık mertebesine yükselemez.” denmişken. Şahane! <3

Arkadaşlıklarını sonunda tam anlamıyla tamir eden Baxter High dörtlümüz, kendilerine yeni bir görev belirlemeye karar verirken, Lilith’in bedenini kullandığı Mary Wardwell ise sapasağlam çıkıp geldi. Böylelikle Lilith’ten ikinci hediyesini teslim alan Sabrina, üçüncü sezonun konusunu çoktan belirlemişti bile: “ Bir, cehenneme gidiyorum. İki, Nick’i yanıma alıyorum. Üç, Greendale’e geri dönüyorum. Olay bitmiştir.”

Uzun lafın kısası, geçen sezon keyifle seyrettiğimiz karakterlere derinlik katılması, Nick’in eğreti bir aşk üçgeni içine dahil edilmek yerine bölüm bölüm gelişimini gördüğümüz bir karakter haline gelmesi, Lilith’in salt kötü imajından sıyrılarak Lucifer’la olan geçmişinin oldukça dokunaklı bir biçimde anlatılması ve kendi hayatını anlatan tiyatro oyununu izlerken ağlamasıyla bizi dert sahibi etmesi, sonunda Prudence gibi güçlü bir cadının yalnızca okulun kötü kızı ve başpapazın maşası olmaktan çıkarılması ve bambaşka bir hikaye potansiyeli yaratılması bu sezonu ekstra güzel yapan noktalardan bazıları oldu. Özellikle beşinci bölüm itibariyle temposu yükselen ikinci sezon, Imdb puanlarından da görebileceğimiz gibi ilk sezona göre daha çok sevilmiş, hikaye çok daha iyi ve seyir zevki yüksek. Özellikle yan karakterlerin de yavaş yavaş yerlerine oturmasıyla umuyoruz ki Chilling Adventures of Sabrina ikincisinden de iyi bir üçüncü sezonla karşımıza çıkar. Hail Lilith!

Chilling Adventures of Sabrina 2. Kısım İncelemesi

Puan - 8.5

8.5

Harika

Etiketler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı