İncelemeOyun

En İyi Spider-Man Hikayelerinden Biri: Marvel’s Spider-Man

“ANYONE CAN WEAR THE MASK”

Steve Dikto ve Stan Lee tarafından yaratılan mahallemizin dostu Spider-Man, karşımıza ilk olarak “Amazing Fantasy 1962” ile çıkmış ve günümüzün en popüler süper kahramanlarından biridir. Karakterin bu kadar sevilmesinin nedeni bir tanrı, mutant ya da uzaydan bir karakter olması değil; tam aksine tıpkı bizler gibi kendi problemleri olan, okul hayatında ezilen, kirasını ödeyemediği için evinden atılan, sevdiği insanları kaybeden biri olmasına rağmen insanlara yardım etmekten vazgeçmeyen sıradan bir genç olması. Stan Lee ve Steve Dikto’nun böyle bir karakter yaratmalarındaki asıl amaçları da, onun da bizim gibi sıradan biri olduğunu göstermek ve maskeyi herhangi birinin giyebileceğine inandırmak istemeleriydi.

2018 yılında çıkış yapan ve Insomniac Games tarafından geliştirilen Marvel’s Spider-Man ise bizlere yıllardan beri arzuladığımız güzel bir Spider-Man oyunu sunuyor. Öyle ki Marvel’s Spider-Man oyun mekanikleri ve hikayesi sadece karakterin hayranlarını değil, karaktere ilgi duymayan kişileri de saatlerce ekran başında bırakacak kalitede bir oyun.

Hikayesinde ise bizi 8 yıldır Spider-Man olan ve Doctor Octavius’un yanında bir bilim insanı olarak çalışan Peter Parker karşılıyor. Yani oyun Spider-Man’in başlangıç hikayesini anlatmıyor ancak onun en büyük düşmanlarından biri olan Doctor Octopus’un yaratılışına tanıklık ediyoruz. Otto ile çalıştığı süre boyunca Peter onu akıl hocası, bir baba gibi görüyor ve bu durum Ben Amcayı da yıllar önce kaybetmesinin etkisiyle onun için büyük anlam taşıyor. Asistanlık işinden pek fazla para kazanmasa da Otto’ya olan güveni ve birlikte dünyayı daha iyi bir yer haline getireceklerine olan inancı bu işte kalmasını sağlıyor.

Oyunda Peter’ın; Mary Jane, Miles Morales, May Hala, Yuriko Watanabe başta olmak üzere birçok karakter ile olan ilişkileri de ön planda tutulmuş. Ancak Otto ile olan ilişkisi, Peter’ın vermiş olduğu kararların en büyük düşmanlarından birisinin doğuşuna sebep oluyor. Doctor Octavius’un zihinsel ve fiziksel olarak yıkılışı, aralarında geçen her sahnenin ne kadar önemli olduğu oyunun sonunda duygusal olarak bizlere çok iyi aktarılıyor.

İyi işlenen karakterlerden bir diğeri ise Miles Morales. İnsanların onun karakteriyle ilgili en büyük şikayeti karakterizasyonunda hiçbir değişiklik olmadan Peter Parker’ın birebir taklidi olması durumu Marvel’s Spider-Man oyunu ve Spider-Man: Into the Spider-Verse animasyonunda mevcut değil. Her iki eserde de karşımıza yeni ve farklı bir karakterizasyon ile çıkan Miles, Spider-Man için kendi hayatını riske atan ve iyi bir polis olan kahraman babası Jefferson Davis’i kaybetmesiyle tamamen farklı bir kişiliğe bürünüyor. Babasını kaybettikten sonra Peter’ın izlediği yoldan gitmek yerine, babasının temsil ettiklerini onurlandırarak karakterine farklı bir boyut katıyor. Bu yolda da Peter ve Spider-Man ile olan öğrenci – öğretmen ilişkileri de tıpkı Otto ve Peter da olduğu gibi iyi işlenmiş.

Oyunu oynarken birçok yan görev, canlı bir şehir ve öz çekim kamerasıyla eğlenceli vakit geçirilse de, oyunun sonu bir hikayenin nasıl harika şekilde bitirileceğine ders niteliğinde. Öyle ki oyunun sonunda tüm yaşanan olaylardan sonra Doctor Octapus’un “Devil’s Breath” adındaki kimyasal silahı New York’a yaymasını tanık oluyoruz. Doctor Octopus ile girdiğimiz mücadeleden sonra serumu ele geçirmeyi başarsak da Peter’ın büyük bir seçim yapması gerekiyor. Virüsten etkilenen ve ailesinden kalan son kişi olan May Halası ya da virüse maruz kalan binlerce New York’lu. Hikayenin belki de en iyi kısımlarından biri olan bu bölüm bizlere sadece Peter Parker ve Spider-Man’in kim olduğunu değil, May Halası ile olan ilişkisini de gösteriyor. Halasını her şeyden çok sevmesine rağmen doğru olanı yapması gerektiğini bilmesi ve May’in bu durumda bile ona vermiş olduğu destek.

Kahramanımızın başından her ne kadar kötü olaylar gelmiş olsa da, oyunun sonunda Mary Jane ile tekrar bir araya gelmesi, kirasını ödeyemediği için atıldığı evin yerine yeni bir eve çıkması gibi güzel olaylar da yaşıyor. Hatta J. Jonah Jameson’dan bile ufak da olsa bir tebrik alıyoruz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu